Dil ve Konuşma Bozukluğu

Konuşma Terapisini Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Zihinsel engelli bireyler, otizmli bireyler uzmanlar tarafından aldıkları tedavi ile konuşma becerilerini geliştirirler. Konuşma terapisi otizmli bireylere oranla zihinsel engelli bireylerde daha etkili sonuçlar doğurur. Zihinsel engelli bireylerde de engelin etkisine göre konuşma terapisinin faydası artar. Hafif zihinsel engelli birey olarak tanımlanan kişilerde etkiler ağır zihinsel engelli kişilere göre daha hızlıdır. Gerek otizmli çocuklar gerek zihinsel engelli bireylerde konuşma terapisinin bir uzman tarafından alınması oldukça önemlidir. Rehberlik ve Araştırma Merkezi uzmanları tarafından alınan bu desteklerde ailelerin katılımları da büyük bir yere sahiptir. Dil ve konuşma terapistleri program hazırlarken kişinin dil ve konuşma becerilerini göz önüne alır. Kişiye özgü hazırlanan bu programlara uyulması halinde oldukça olumlu sonuçlar elde edilir. Hazırlanan programlarda belli sürelerde değerlendirme yapılmalı ve gelinen nokta not alınmalıdır. Buna yönelik özel eğitim programlarında  değişiklik yapılabilir. Programlarda gelişim sürecine katkı için en doğru kararlar alınmalıdır.

Bir dil ve konuşma terapistine ihtiyaç duyulabilecek rahatsızlıklar;

  • Gelişim geriliği
  • İşitme bozuklukları
  • Dudak ve damak yarıkları
  • Artikülasyon bozuklukları
  • Otizm
  • Zihinsel engelli
  • Konuşma becerilerinde yetersizlik
  • Akıcı konuşmada yetersizlik
  • Gelişim geriliği
  • Kronik ses kısıklığı
  • Travmatik beyin hasarlarıdır.

Bu gibi rahatsızlıkların fark edildiği ilk anda bir uzmana görünmeleri oldukça önemlidir. Terapiye ne kadar erken başlanılırsa faydasının ve etkisinin o kadar arttığı gözlemlenmiştir. Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde erken yapılan terapilerde rahatsızlıkların tamamen geçer veya büyük ölçüde iyileşir. Geç kalınan terapilerde ise tamamen değil kısmi iyileştirmeler olduğu ortaya çıkar.

Ne Zaman Dil Konuşma Terapisine Başvurulmalı?

Duygu ve düşünceleri ifade ederken yaşanılan zorluklar, konuşma ve anlama becerisinde çekilen güçlükler sosyal yaşantıyı olumsuz etkiler. Sosyal yaşantıyı etkilemesinin yanı sıra bireyde psikolojik ve ruhsal sorunlara yol açar. Bu tip durumların giderilmesi için yapılacak en uygun şey, bir dil konuşma terapistine gitmek olacaktır. Dil konuşma terapistine gidilecek en doğru zaman, konuşma ve dil becerilerinde güçlük çekildiğinin anlaşıldığı ilk zamanlardır. Ne kadar erken gidilirse düzelme hızı o kadar olumlu olacaktır. Çünkü çocukların bir şeyleri kavrama ve değiştirme becerileri yetişkinlere oranla daha hızlıdır. Yetişkinlerde ve çocuklarda fark edilen; kekemelik, artikülasyon bozuklukları, beyin hasarından kaynaklı oluşmuş dil bozuklukları gibi durumlarda dil terapistine başvurmaları gerekir. Dil terapistinin bireylere özgü belirleyip hazırladığı programlar yapılır. Bu programlar aracılığıyla dilin en doğru şekilde iyileştirilmesi veya tamamen düzeltilmesi hedeflenir. Alınan bu programların bazı çocuklar için özel eğitimle desteklenmeleri süreci hızlandırır. Dil terapistlerinden alınan terapiler sonucunda bireylere oldukça önemli katkılar sağlar. Sosyal etkileşimdeki olumluluklar, yaşam kalitesindeki artış, bireyin özgüvenindeki katkılar örnek olarak gösterilebilir. Bu olumlu katkıların sağlanması içinde terapinin yanında ailenin psikolojik katkıları da önemli bir yere sahiptir. Erken fark edilen durumların en büyük liderleri ailelerdir. Bu nedenle iyileşme süreçlerinde hem uzmanların hem ailelerin katkısı önemlidir.

Dil Konuşma Terapisine Ne Zaman Başlanmalı?

Dil ve konuşma terapisine bireylerde bu becerilerin tam anlamıyla yerine getirilmediği düşünüldüğünde başlanılmalıdır. Bireylerin konuşma ve anlama ihtiyaçlarının tam olarak ifade edilemediği durumlarda özel eğitim veya bir uzman tarafından terapi alınması uygundur. Bu dil ve konuşma becerisi konusunda uzmanlardan destek alan çocuklar yaşıtlarına oranla geridedir. Bu geriliğin tespiti ve çözümü için başvurulacak bir terapinin erken olması büyük önem taşır. Bu terapinin yanında alınacak bir özel eğitim süreci bireyde eğitim ve gelişimi hızlandırır.

Bir dil gelişiminde gerçekleşen gecikme ve bozuklukların birçok sebebi vardır. Çocuklar yaşanan bu dil gelişimi gecikmesinde;

  • Erken doğum
  • Çocuğun doğum sırasındaki aşırı kilo kaybı
  • Ailesel faktörler
  • Ailenin konuşma öyküsü gibi durumlar etkendir.

Bu dil gelişimi problemleri kızlara oranla erkeklerde daha fazla görülür. Bu belirtilere rastlanan durumlarda yapılacak ilk şey çocuğun veya bireyin bir uzmana yada Rehberlik ve Araştırma Merkezine gösterilmesidir. Bir uzman tarafından yapılacak olan testler ile bulgular netleştirilir. Dilde yaşanılan şeylerin kaynağı araştırılır. Örneğin bir işitme testi yapılarak dil gelişiminden kaynaklı problemin sebebi belirlenir. İşitme kaybı da bir dil gelişim sorununa sebebiyet verir. Downsendromu, zihinsel engel, nörolojik hastalıklar ve otizm gibi rahatsızlıklarda dil ve konuşma becerilerinde gecikmelere sebep olur. Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi uzmanları tarafından durumun tespiti üzerine uygulanacak doğru bir terapi oldukça önemlidir.

Bir uzman terapisi alınmadan önce ailelere düşen sorumluluk oldukça fazladır. Aileler bu tip durumlarda;

  • Çocuğu dinlemeli ve anlamaya çalışmalı
  • Çocuklarının yaşıtlarının gerisinde olduğunun bilincinde olmalı
  • Çocuğu soru sormaya ve düşünmeye teşvik etmeli
  • Konuşurken yetersiz kalınan durumlarda nesneler ile destek verilmeli
  • Çocuğun yaşına uygun kitaplar okunmalı
  • Çocuğun beyinsel gelişimi için oyun ve aktiviteler yapılmalı
  • Çocuğun televizyon ve teknoloji ile arasına mesafe konulmalıdır.

Bu tür önlemleri alan aileler çocuklarına büyük ölçüde psikolojik destek vermeyi de ihmal etmemelidir. Sorunlara göre terapi başlangıç zamanları için örnek verecek olursak;

  • Otizm, doğumdan hemen sonra konulan bir teşhis değildir. Bu nedenle fark edildiği ilk anda birey takibe alınmalı ve özel eğitim yanında terapiye de başlanılması gerekir.
  • Kekemelik genellikle 2 ila 6 yaşlarında ortaya çıkar. Buna bağlı olarak da ailelerin erken müdahale etmesi oldukça önemlidir. Çünkü kekemelik erken müdahale halinde daha hızlı çözüme kavuşturulur. Bir dil ve konuşma terapistinden alınan destek ile en doğru terapi yöntemi birey için hazırlanır.
  • Artikülasyon bozuklukları, yaşa oranla farkına varılır. Örneğin 3 yaşında öğrenilmesi ve bilinmesi gereken bir kelime veya dil sesinin o yaşa oranla uygun olup olmadığı tespit edilir. Örneğin 4 yaşına gelmiş bir çocuğun konuşmasının aile bireyleri tarafından çok rahat anlaşılıyor olması gerekir. Anlaşılmadığı takdirde aileler bir uzman tarafından yardım istemelidir.
  • Downsendromu, doğumdan önce ya da doğum anında anlaşılan bir durumdur. Bebek doğduğu andan itibaren fark edilen bir durum söz konusu ile anında alınacak bir eğitim oldukça önemlidir. Bir bebeğe direk eğitim vermekten ziyade önemli olan bebeğin eğitim sürecinin takibe alınmasıdır. Bebeğin belirli bir dil gelişiminden sonra ise dil ve konuşma terapisti ile eğitimi kuvvetlendirilir. Bu süreçte takribi 18 ay ve sonrası için geçerlidir. Fakat bu süreç bebekten bebeğe farklılık gösterir.
  • Gecikmiş dil ve konuşma, ortalama öğrenilen yaştan daha geç öğrenildiği dönemleri içerir. Bir çocuğun dil ve konuşma eğitimlerini tamamladığı bir dönem vardır. Eğer çocuk o dönem içerisinde öğrenmesi gerekeni öğrenmediyse burada bir gecikmişlik söz konusudur. Aileler bu durumu fark ettiği ilk anda bir dil ve konuşma terapistinden destek ve terapi almaları gerekir. Uzmanlara burada düşen görev ise çocuğun gecikmiş durumunu tespit edip uygun tedavi yöntemlerinin uygulanmasıdır. Uzmanların zamanla veya kendiliğinden düzeleceğini söylediği durumlarda başka bir uzman görüşü alınması tavsiye edilir.