Türlerine Göre Dil ve Konuşma Bozuklukları

Alternatif İletişim Yöntemleri

İletişim kurma ve becerileri insan hayatında oldukça önemli bir yere sahiptir. İletişim kurma ve becerisinde meydana gelen sınırlılık günlük yaşamı önemli ölçüde olumsuz etkiler. Ağır ve ileri derecede zihinsel yetersiz bireyler, otizmli bireyler, farklı konularda yetersizlikleri bulunan bireyler konuşma ve iletişim konusunda yetersizlik çekerler. Yetersizlikleri birbirinden farklı olan bu bireyler konuşma için farklı alternatif yollara ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyaç duyulan yollara, Alternatif İletişim Yöntemleri adı verilir. Alternatif iletişim yöntemlerinin temel amacı, bu yollara ihtiyaç duyan kişilere uygun çözüm ve seçenekleri sunmasıdır. Alternatif iletişim yöntemleri aynı zamanda bireylerde sözel dilin gelişimine de katkı sağlar. Bu yöntemlerin en doğru kullanımını dil ve konuşma terapistleri ve uzmanlar belirler. Kişi cinsiyeti, yaşı, sağlık durumu fark etmeksizin her birey için uygulanabilir tekniklerdir.

Alternatif iletişim yöntemlerini yardım gerektiren ve yardım gerektirmeyen yöntemler olarak iki sınıfa ayırabiliriz. Yardım gerektiren alternatif iletişim yöntemleri; bilgisayar, elektrik düğmesi, ses araçları gibi materyalleri sıralayabiliriz. Yardım gerektirmeyen alternatif iletişim yöntemleri ise; jest, mimikler ve işaret dilini örnek gösterebiliriz. Bu yöntemler tek başına kullanılabildiği gibi birbirini destekleyecek şekilde bir arada da kullanılabilir. Alternatif iletişim yöntemlerinin kullanılması bireylerin iletişim becerilerinde ve hayat kalitelerinde olumlu etkiler sağlar. Bu etkilerin arttırılmasına yönelik işlemler ise bu yöntemlerin ne kadar ve ne derecede kullanılacağının belirlenmesidir.

Engel Gruplarına Göre Dil ve Konuşma Terapi Yöntemleri

Bireyler belirli rahatsızlıklarından dolayı engel gruplarına ayrılır. Ayrılan bu engel gruplarındaki bireyler dil ve konuşma becerilerini geliştirmek için dil ve konuşma terapistlerinden terapi alırlar. Engel gruplarına göre terapi yöntemleri farklılık gösterir. Engel grupları kişinin dil ve konuşma bozuklukları, aksan bozuklukları, kekemelik, artikülasyon bozuklukları gibi ayrımlar ile oluşturulur. Bu ayrımların oluşturulması ile birlikte engel grupları terapi programları hazırlanır. Örneğin, zihinsel engelli bir bireyin dil ve konuşma becerisindeki en temel problem, nesne anlamlandırılmasıdır. Bu bireylerde dil gelişimi sağlanmadığı için bir sözcük çıktısı alınamaz. Bu durumlarda aileler bu bireyler için özel eğitim yada bir uzman yardımına ihtiyaç duyar. Uzmanlar bireylerde var olan duruma göre bir program hazırlar. Bu programa uyan bireylerde dil ve sözcük gelişimi oldukça gelişir. Otizmli çocuklarda ise en büyük problem iletişim bozukluğudur. Ailesel ve çevresel faktörler ile başlayan konuşma becerisi yetersiz kaldığında birey kendisini kötü hisseder. Bu tarz durumlarda da ailelerin yapacakları bir uzman tarafından terapi almak olmalıdır.

Dil ve konuşma terapistleri öncelikle bireylerdeki dil gelişimine önem vermelidir. Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde yapacakları bir tarama testi ile bireyin yaşına göre dil gelişimi takibe alınır. Tarama sonrası yaşına göre dil gelişiminde gerilik gösteren birey için uygun program hazırlanır. Bu gibi durumlarda bireyin psikolojik durumu da göz ardı edilmemelidir. Beyin travması geçiren bireyler, zihinsel engelli bireyler, otizmli çocuklar olmak üzere tüm bireylerde çok yönlü araştırmalar yapılır. Çok yönlü araştırmalar sonucunda ise dil ve konuşma terapistleri bazı durumlarda uzman doktorlardan yardım alabilir. Desteklenen bu yardım sayesinde bireylerin gelişimlerinde olumlu sonuçlar daha hızlı gerçekleşir.

Otizmde Dil ve Konuşma Terapisi

Otizmli çocuklarda görülen dil ve konuşma becerilerindeki yetersizlik günlük yaşamlarını olumsuz etkiler. Dil becerileri ile sosyal etkileşim gerçekleştiremedikleri için yaşamlarına olumlu geri dönüşler sağlanmaz. Dil ve konuşma becerilerindeki yetersizlikler, konuşma geriliği ya da konuşamama durumundan kaynaklıdır. Dil ve konuşma terapistleri otizmli çocuklarda bu becerileri geliştirerek kişisel ve toplumsal yaşamlarına katkıda bulunurlar. Bir dil ve konuşma terapistine gidilecek en uygun zaman “en erken” zaman olarak nitelendirilir. Bu dil ve konuşma terapistlerinin yanında özel eğitim desteği de oldukça önemlidir. Birlikte alınan eğitim ve terapi desteği konuşma becerisi gelişimini hızlandıracaktır. Ayrıca otizmli çocuklara uygulanan terapi yöntemleri diğer yöntemlerden ayrılır. Bunun sebebi dil becerilerine katkı sağlamanın yanı sıra motivasyon becerilerine de olumlu katkı sağlama düşüncesidir. Göz teması kurma, mimikleri doğru kullanma, sohbet etme gibi becerileri de terapi sürecinde izlenir ve katkılar sağlanılır. Otizmli çocuklarda bireysel olarak gözlem altına alındıkları için yetersiz kaldıkları konular üzerine durulur. Örneğin bir kelimeyi söyleyemeyen otizmli çocuk için o kelimenin ve sesin en doğru şekilde çıkarılması için bir çaba sarf edilir.

Ailelerin öncelikle bu konularda çocuklarını gözlemlemesi gerekir. Yeni doğan bir bebek zamanla bir şeyleri algılar ve tepki verir. Otizmli olan bir çocuk ise yaşıtlarına göre geride kaldığı için tepkileri geç olacaktır. Bu durumu fark eden aileler psikolojik olarak destek vermenin yanı sıra Rehberlik ve Araştırma Merkezi uzmanlarının desteğini de ihmal etmemelidir.

Organik Bozukluklara Bağlı Konuşma Bozuklukları

Organik bozukluklara bağlı konuşma bozuklukları bireylerin yapısal özelliklerinden kaynaklıdır. Bireylerin tavşan dudak, dudak yarıklarının olmalarından ötürü ses üretirken yaşanılan güçlüklerdir. Bu bozukluklar nörolojik etkenlerden kaynaklı değildir. Bu nedenle bireylerde bilişsel olarak herhangi bir probleme rastlanmaz. Bireylerde yapısal özelliklerden kaynaklı sesin ve nefesin doğru sözcük üretememesi sonucu bozukluklar oluşur. Öncelik olarak bu bireylere cerrahi bir operasyon gerçekleştirmeleri önerilir. Bu cerrahi operasyondan sonra ise bireyler Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi dil ve konuma terapistine yönlendirerek dil ve konuşma becerileri gelişimi sağlanılır. Organik ses bozukluklarına bağlı konuşma bozuklarına örnekler verecek olursak;

  • Ses teli felci, belli bir rahatsızlıktan sonra bireyin ses tellerini besleyen sinirlerin zayıf çalışması veya çalışmaması durumudur. Bu durumda bireyde ses çıkarmada güçlük ve bozuk bir ses çıkarmaya yol açar. Kişiler ses çıkarırken çabuk yorulurlar. Kişide buna bağlı konuşma bozuklukları görülür.
  • Nodül, ses telleri üzerinde buluna küçük kitlelere verilen addır. Bireyde yanlış ses kullanımına bağlı olarak ortaya çıkar. Bu durum ise bireylerde ses kısıklığı, yorulma ve çatallanmaya yol açtığı için konuşma bozuklukları görülür.
  • Polip, nodüller ile benzerlik gösterir. Sesin doğru kullanılmamasından kaynaklı oluşan bir rahatsızlıktır. Polipler nodüllere oranla daha büyüktür. Kişide ses kısıklığı, ses kalınlaşması, ses yorulması gibi rahatsızlıklara sebebiyet verdiği için konuşma bozukluklarına yol açar.
  • Kist, nodülün yerleşim yerlerinde tek taraflı olarak görülen bir durumdur. Ses kısıklığı, yorulma, çatallanma gibi durumlara yol açtığı için kişide konuşma bozuklukları görülür.
  • Granülom, ses tellerinin arka kısmında oluşan kitleye verilen addır. Genellikle orta yaş erkeklerde görülür. Kişide granülomdan kaynaklı ses kısıklığı yaşanır. Bu da kişinin konuşma becerisini olumsuz olarak etkiler.
  • Sulcusvocalis, ses tellerinde bir yarık oluşmasına bağlı gerçekleşen bozukluğa denir. Sulcusvocalis bozukluğu kişide ince ve zayıf bir sese yol açar. Buna bağlı olarak ses kalitesi düşer. Bu semptomlardan ötürü de konuşma bozuklukları ortaya çıkar.

Artikülasyon Bozukluğu

Artikülasyon bozukluğu, seslerin ve hecelerin yanlış üretilmesi veya üretilmesinde güçlük çekilmesidir. Bireyler konuşurken ürettikleri bazı sesleri yanlış üretirler. Bu durumda karşıdaki dinleyici tarafından konuşmanın algılanmasını engeller. Bireyler hem konuşmada hem de anlaşılmada zorluk yaşadıkları için olumsuz etkilenirler. Bu tip durumlarda bireylerde toplumsal yaşamlarında ve kişisel yaşamlarında olumsuzluklara rastlanılır. Artikülasyon bozukluklarına; bireylerin dil, diş, dudak gibi bölgelerdeki yapısal farklıları, işitme engeli, nörolojik kaynaklı rahatsızlıklar, zekâ engeli gibi birçok etken yol açar. Bu tür etkenler dışında yanlış bir öğrenme tekniği de artikülasyon bozukluğuna yol açabilir. Artikülasyon bozukluklarına;

  • Bir sesin başka bir ses yerine kullanılması
  • Hecelerin yerlerini değiştirerek kullanılması
  • Ses ekleyerek konuşma
  • Ses eksilterek konuşma
  • Sesleri bozarak konuşma örnek olarak gösterilebilir.

Bireyler burada kar yerine kay, portakal yerine potrakal, üzüm yerine yüzüm diyerek sözcük seçimlerinde yanlışlıklar yaparlar. Bu tarz hatalar ise karşıdaki kişiler tarafından anlaşılmakta zorluğa iter. Çocuklar bu sesleri belli bir yaş ile eğitimleri tamamlanarak öğrenirler. Bu süreçte öğrendikleri ve çevrelerinden duydukları ile gelişimlerini tamamlarlar. Bu süreçte aileler çocuklarının gelişim ve becerilerine dikkat etmelidir. Artikülasyon bozukluğu olduğunu fark eden aileler Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi uzmanlarından veya dil ve konuşma terapistlerinden yardım almaları gerekir. Dil ve konuşma terapistlerinin uygulayacağını beceri ve dil geliştirme teknikleri oldukça önemlidir. Bu tekniklerden önce de yapılacak bir test tedavi biçimine şekil verecektir. Küçük yaşlarda uygulanmaya başlayan tedaviler yetişkinlere oranla daha olumlu bir geri dönüş sağlar. Bunun en büyük sebeplerinden birisi çocuk yaşlarda öğrenmenin açık olması ve daha kolay bir öğrenme ile gelişim sergilenmesidir. Uzun bir süredir kullanılan yanlış seslerin ve sözcüklerin düzeltilmesi daha zordur. Bu tarz alışkanlıkların değiştirilmesi için en uygun yaş ve tedavi yöntemi erken konulan bir tanı zamanında gerçekleşir. Artikülasyon bozukluğu kendiliğinden düzelen bir durum değildir. Bu yüzden aileler uzmanlar tarafından destek almayı kesinlikle ihmal etmemelidirler. Zamanında düzeltilen bir artikülasyon bozukluğu çocuğun hem kişisel yaşamı hem de toplumsal hayatı için oldukça olumlu olacaktır. Uzmanlar tarafından hazırlanan özel eğitim programına da uyulması gelişim ve tedavi sürecini hızlandıracaktır.

Kekemelik Nedir?

Kekemelik, konuşma akıcılığında aksamaların yaşanması ve ritimde meydana gelen bozukluklardır. Akıcı konuşmada sözcükler kendiliğinden bir sürede akar ve belli bir vurgu ile söylenir. Fakat kekemelikte ise sözcükler ile iletişim kurulurken sözcük tekrarı ve vurgu ihmal edilir. Bu da konuşmanın doğal akışını bozar. Kişinin konuşmasından daha çok nasıl konuştuğu dikkat çekmeye başlar. Dinleyen kişinin bu durumu fark etmesi konuşan kişi üzerinde baskı kurarak olumsuz sonuçlara sebebiyet verir. Kişide özgüven eksikliği, diğer insanlar ile etkileşiminde farklılıklar ortaya çıkarır. Kekemelik dil gelişimi döneminde 2 ila 5 yaşları arasında ortaya çıkar. Bu dönemde ortaya çıkan kekemelik sorunu ikiye ayrılır. Bunlardan ilki kendiliğinden geçebilen bir sorun olan kekemeliktir. Çocuk dil gelişimi ve sözcük üretimini arttırdıkça bu sorun ortadan kalkar. Diğer kekemelik türü ise inatçı kekemeliktir. Bu çocuk yaşlarında başlamakla birlikte ileriki yaşlara kadar etkisini gösterir. İleri ki yaşlara kadar süren kekemelik ise yerleşmiş bir konuşma bozukluğunu doğurur. Kekemelik nörolojik ve genetik etkenlerden kaynaklı oluşur. Psikolojik etkenler kekemeliğe neden olmamakla birlikte kekemeliğin süreci konusunda oldukça etkisi vardır. Herhangi bir çocuğun üzüntüden, korkudan kaynaklı kekeme olmadığı bilimsel yollarla kanıtlanmıştır. Kekemelik sebepleri kişiden kişiye farklılık gösterir. Bu nedenle de uygulanacak tedavi yöntemi kişiye göre belirlenir. Çocuklarda gerçekleşen kekeme gelişimsel olduğu gibi yetişkinlerde gerçekleşen kekeme gelişimsel değildir. Kekemelik oranı erkeklerde kızlara oranla çok daha fazladır.

Kekemelik, çocuk yaşlarda fark edilmesi için ailelerin katkısı oldukça büyüktür. Kekemelik olduğu düşünülen bireyler aile tarafından bir uzman ile görüştürülmesi gerekir. Rehberlik ve Araştırma Merkezi uzmanları tarafından hazırlanan konuşma ve dil programları ile kişinin tedavisi başlanır. Kişinin konuşma akıcılığının düzeltilmesi ile kekemelik son bulur. Kekemeliğin tedavisi olduğu gibi psikolojik olarak desteğinde büyük bir önemi vardır. Bazı durumlarda antidepresan ve anksiyolitik tedavilerinde faydası gözlemlenmiştir.  Erken kekemeliğin inatçı kekemeliğe dönüşmemesi için tedavi ve tanının erken konmasının faydası oldukça büyüktür. Kekemelik bir hastalık olmamakla beraber bir konuşma bozukluğu biçimidir. Bunun içinde iyileştirmeden ziyade konuşma akıcılığı düzeltilmesine yönelik tedaviler uygundur.